Bir Fıçıyı Bozan Kaşık
Bulaşma tek yönlü işler. Bir fıçı şaraba bir kaşık lağım karıştırırsanız elinizde lağım olur. Bir fıçı lağıma bir kaşık şarap karıştırırsanız elinizde yine lağım olur. Bu eski gözlemi Paul Rozin ve Edward Royzman, negatifliğin baskınlığı üzerine çalışmalarında merkeze koydular. Aynı yıl, 2001'de, Roy Baumeister ve arkadaşları dağınık literatürü tek bir başlık altında topladı: kötü, iyiden güçlüdür. İlk izlenimlerde, öğrenmede, ilişkilerde, geri bildirimde aynı asimetri çıkıyordu. Tek olumsuz olay, kabaca aynı büyüklükteki olumlu olaydan daha çok yer kaplıyor, daha uzun kalıyor, daha hızlı genelleşiyor.
Buna genellikle yanlılık deniyor ve kelime bir kusur ima ediyor. Bir ihtiyat kaydı düşmek gerekir: her asimetri hata değildir. Terazi çarpık değil, ayarlıdır. Ayarı anlamak için iki hatanın bedelini yan yana koymak yeterli. Kurumuş bir dalı yılan sanmanın bedeli bir irkilmedir. Yılanı kuru dal sanmanın bedeli hayattır. Böyle bir dünyada kalibre edilmiş bir alet, olumsuz tarafa fazla ağırlık verecektir; buna sistematik hata demek, aletin ne için yapıldığını atlamaktır.
Bu ayarın en açık ve en bilinçli hâli benim mesleğimde duruyor. İlaç güvenliği sistemi, tam da bu asimetriyi kural hâline getirerek kurulmuştur. Talidomid 1957'den itibaren sakinleştirici ve bulantı kesici olarak satıldı; hamilelikte yaygın biçimde kullanıldı ve binlerce çocuk ağır uzuv bozukluklarıyla doğdu. İlaç 1961'de piyasadan çekildi. O günden sonra kurulan düzenin mantığı tersine çevrilmiş bir mantıktır: binlerce başarılı tedavi bir ilacı aklamaya yetmez, az sayıda ciddi advers olay onu piyasadan kaldırmaya yeter. İngiltere'nin gönüllü bildirim sistemi doğrudan bu felaketin ardından, 1964'te kuruldu. Faydanın toplamı zararın nadirliğini satın alamıyor; çünkü zarar geri alınamıyor.
Ayrım burada kuruluyor ve yazının taşıyıcısı bu. Bir yanda tasarlanmış asimetri var: yazılı, sınırlı, gerekçeli, bedeli bilinerek ödenen bir ağırlıklandırma. Geri dönüşsüz zararlara uygulanır, ne zaman uygulanacağı bellidir ve bedeli de kayıtlıdır; aynı ihtiyat yüzünden iyi ilaçlar geç gelir, bu eleştiri haklıdır ve bilinerek göze alınır. Öbür yanda otomatik asimetri var: her şeye, her ölçekte, hiçbir kayıt tutmadan uygulanan varsayılan ayar. Aynı terazi, ameliyat riskiyle kaba bir yorumu aynı hassasiyetle tartıyor.
Otomatik olanın bugün neden daha çok yanıldığını görmek zor değil. Alet, kötü haberin nadir ve geri alınamaz olduğu bir dünyaya göre ayarlanmıştır. Bizim dünyamızda kötü haber ne nadir ne de geri alınamaz; günde yüz kez geliyor ve çoğu tersine çevrilebilir. Üstelik aktarım da tarafsız değil: olumsuz olan daha hızlı yayılır, daha çok tekrarlanır, daha çok bakılır. Yani hem alet olumsuza fazla ağırlık veriyor hem de kendisine gelen akış olumsuza kaymış durumda. İki eğilim çarpılınca ortaya çıkan tablo dünyanın değil, ölçüm zincirinin resmidir.
Düzeltmenin adı "olumlu düşünmek" değil. Eczacılıkta bu işin bir tekniği var ve gündelik hayata birebir taşınır: payda sorulur. Bir advers olay bildirimi, kaç kişinin o ilacı kullandığı bilinmeden hiçbir şey ifade etmez. On kişide on olay felakettir; on milyonda on olay arka plandır. Numaratör kendini gösterir, payda kendini saklar. Zihnin yaptığı hata da tam budur: olumsuz olayı hatırlar, maruz kalınan toplam durumu unutur. Sorulacak soru şu: bu kaç denemede kaç kez oldu, ve aynı süre içinde kaç kez olmadı?
Bir de şu var. Nadir olayların hesabında sık duyulan bir öğüt vardır: bir kerelik tuhaflığa anlam yükleme, örüntünün kendini tekrar etmesini bekle, önceden söz vermesini iste. Bu öğüt çoğu durumda doğrudur. Ama geri dönüşsüz zararlarda tekrarı beklemek de bir karardır ve bedeli sayılarla değil isimlerle ödenir. Talidomid vakasında örüntüyü beklemek, bir kuşak daha beklemek demekti. Nadir olayı ciddiye almakla her nadir olayı kehanet saymak arasındaki farkı belirleyen şey ihtimalin büyüklüğü değil, hatanın geri alınabilirliğidir.
Öyleyse mesele terazimizi düzeltmek değil, nereye tutacağımızı bilmek. Geri alınamayan yerde asimetri erdemdir; orada bir kaşık gerçekten fıçıyı bozar. Geri alınabilen yerde aynı asimetri israftır; bir yorum fıçıyı bozmaz, yalnızca akşamı bozar. Aletin ayarı bozuk değil. Yanlış olan, onu her şeyin üstünde açık bırakmak.
