Elindeki Kalemde Sonsuzluk: Bilkuvve ve Bilfiil
Bir kalem alın. Kâğıda bir çizgi çekin; bir karış yeter. Ortadan ikiye bölün. Yarıyı da bölün. Bir daha. Siz yorulursunuz; çizgi yorulmaz. Son bölme diye bir şey yoktur. Hangi adımda durursanız durun, geride sonlu sayıda işaret kalır; ama "bir daha" hep mümkündür. Aristoteles bunu Fizik'in üçüncü kitabında söyledi. Bölmeler sonsuzdur, fakat yalnızca imkân olarak. Hiçbir an hepsi birden orada değildir. Sonsuzluk yığında değil, "bir daha"dadır.
Ayrım budur: bilkuvve ve bilfiil. Kuvve halinde sonsuz, hep sürdürülebilen bir süreçtir. Fiil halinde sonsuz ise bitmiş, bir arada duran bir bütündür. Aristoteles birincisini dünyasına aldı, ikincisini yasakladı. Sayılar: her sayıdan sonra bir sayı daha vardır; ama "bütün sayılar" diye tamamlanmış bir şey yoktur. Çizgi: sonu gelmez biçimde bölünebilir; ama hazır bekleyen sonsuz parçadan yapılmış değildir. Yol sonludur, bölünebilirliği sonsuzdur. Sonsuz tane yarıyı tek tek geçmesi gerektiği söylenen yolcunun önünde, geçilmeyi bekleyen sonsuz parça yoktur; parçalar ancak biri işaretledikçe vardır. Yasağın gerekçesi de buydu: bitmiş bir sonsuz, Aristoteles'e göre dünyayı bozuyordu. Sonsuz büyüklükte bir cisim çelişkiye götürüyordu; tamamlanmış sonsuz bir yığın, kavranabilir hiçbir şey bırakmıyordu. Yetenek olarak sonsuza evet. Bitmiş şey olarak sonsuza hayır.
Avucumda bir zeytin çekirdeği, kuvve halinde bir ağaçtır. Bu mecaz değil, botaniktir. Toprak, su ve yıllar verilirse imkân fiile geçer. Girit'teki Vouves zeytininin bin yaşını aştığı doğrulanmıştır; kimi tahminler birkaç bin yılı bulur. Ağaç hâlâ meyve verir. Her güz, yalnızca mümkün olan bir hasat gerçek olur. Ağaç hiçbir an bütün hasatlarını birden taşımaz; yıl yıl gelirler. Zeytin dinlenir de: bir yıl yüklü verir, ertesi yıl az; buna periyodisite denir. Tabiat kuvve halindeki sonsuz gibi çalışır. Hep bir tane daha. Asla hepsi birden.
İtiraz güçlüdür, hakkıyla kurulmalı: "Kuvve halindeki sonsuz, fiil halindeki sonsuzun ağır çekimidir. Bölmeler sonsuza dek sürebiliyorsa, bütün bölmeler zaten vardır; sen yalnızca saymaya üşeniyorsun." Cevap sakin olabilir. Hiç tamamlanmayan bir süreç, tam da tamamlanmış bir bütün olmayan şeydir. Fark, "bütün" kelimesinin anlamındadır. Süreçte "bütün" şu demektir: hangisini alırsan al, dahası var. Şeyde "bütün" şu demektir: işte, tamamı, burada. Birincisi ikincisini hiçbir zaman teslim etmez. Yavaşlık mazeret değildir; bitmemenin tarifi de değildir. Her yıl veren bir ağacın hasatları, hiçbir an, bitmiş bir yığın oluşturmaz.
Dürüstlük borcumuz var. Matematikte yasak düştü. On dokuzuncu yüzyılda Cantor bitmiş sonsuzlukları birer nesne gibi ele aldı ve boylarının olduğunu gösterdi: gerçek sayılar, sayma sayılarından daha çoktur. Matematik bunu sindirdi; o gün bugündür işliyor. Fizik dünyasında ise soru açık duruyor. Tabiatta fiilen sonsuz bir şey var mı; hiçbir ölçüm bunu karara bağlamadı. Kâğıttaki çizgi zaten atomlardan yapılıdır; bölme orada nasılsa biter. Sonsuzluk grafitte değildi, fikirdeydi.
Geriye pratik bir soru kalır: kuvve ile nasıl yaşanır? Sabırla. Çekirdek ağaç değildir; ağacın imkânıdır, artı zaman, artı bakım. Hepsini birden isteyen hiçbir şey alamaz. Yıl yıl çalışan, her yıl bir gerçeği daha eline alır. Elindeki kalemdeki sonsuzluk bir mülk değildir; bitirilecek bir iş de değildir. Bir yöndür. Yürünür.
